Liverpool 8 - Beşiktaş 0

Beşiktaş'ın Liverpool'a 8-o Yenildiği Maç

 

ÇİN İŞKENCELERİ

ÇİN İŞKENCELERİ

 

1- idam edilecek adamın yanı başında bir sac hazırlanırmış ve bu sac allttan verilen ateşle iyice kızdırılırmış...kafası kesilen adamın kafasını kestikten hemen sonra bu saca bastırırlarmış...sıcaktan dolayı kan beyinde 2 saniye kadar dolaşacağı için adama yerde duran cansız bedeni son defa gösterilirmiş...
2- suçlunun derisini yüzüp denize atarlarmış...(acıyı tahmin edin artık)
3- suçlu ortası delik bir sandalyeye cıplak bir şekilde oturtulurmuş...bu delik yere içinde fare olan bir kase yerleştirilirmiş...ve kaseyi alttan yavaş yavaş ısıtırlarmış...tabiki sıcağa dayanamayan fare çıkacak biyer bulamayınca suçlunun makattan kemirmeye başlayıp en son ağzından çıkarmış...
4- suçlu güneşin altına ellerinden bağlı biş şekilde yatırılırmış...suçlunun saçları kazınıp kafasına deve derisi geçirilirmiş...deve derisi güneşte eriyip suçlunun kafasına yapışırmış...saçlar deve derisi yüzünden dışarı doğru çıkamayıp içeri doğru çıkmaya başlarmış...bir süre sonra saçların kafatasını delmesiyle beyne ulaştığı anda adam ölürmüş...
5- suçlunun sığabileceği bir çukur kazılır ve suçluya tıkabasa yemek yedirilirmiş...dışkısını da o çukura yapmak zaorunda kaln adam bir süre sonra dışkılarının bedenini çürütmesiyle ölürmüş...
6- suçlunun kafası kazınırmış ve suçlu bir direğe hiç hareket edemiyeceği şekilde bağlanırmış...ve üstten damlalar halinde soğuk su damlatılırmış...damlalar bir süre sonra balyoz etkisi yaptığından adamın delirmesi sağlanırmış...
7- suçlunun göz kapaklarına iğne batırılırmış...ve adam bir süre sonra daynamayıp gözlerinin kapatır ve kör olumuş...(adamın biri 2 günün dayanmış ama gözlerinden kan geldiği için mecbur kapatmış )
8- suçlu 10 metre karelik bir odaya kapatılırmış...ve burdan hiç çıkartılmazmış...yemeği düzenli olarak verilen adam tuvalet olmaması nedeniyle tuvaletini odanın bir kenarına yapmak zorunda kalırmış...bir süre sonra yaptığı dışkı ve idrarların zehir salgılamalarından dolayı adam zehirlenerek ölürmüş...
9- suçlunun göz kapakları açık kalacak şekilde tutuluruş...ve belli bir mesafeden ellerinin adamın gözüne doğru ileri geri sallarlarmış...saatlerce süren bu olayın sonunda adam kafayı yermiş....
10-at hırsızlarını önce sırtından kırbaçlarlarmış sonra çölüm ortasında tuzlu bi direğe keçi derisiyle bağlarlarmış ve önünede bi tas su koyarlarmış adam suyu almak için eğildiğinde keçi derisi esnek olduğu için adamı direğe yapıştırırmış

MİZAH DÜKKANI

MİZAH DÜKKANI
 
ESPRİLER
 
Suçlu ayağa kalk!..Çocuklu bayana yer ver!..

Daha son kullanma tarihine çok var, Yavaş iç şu meyve suyunu...

Ödümü patlattın.. 80 yıla kadar ölürsem sebebi sensin.

Her hakkı saklıymış. Bende de bunca Hakkı nerede diyordum.

Maaş 2 milyar mu? Aaa başlarım böyle işe haa..

Atı alan Üsküdar´ı geçti. Biz takibe devam ediyorum merkez. Tamam!..

Şu çocuğu doğuramadım yaaa!..İçimde kaldı.

Kızımı ne doktorlar, ne mühendisler istedi. Bizde baktık evde kalacak,size verelim dedik, berber bey oğlum!..

Çorbamdan kıl çıktı.. Beni kimle aldatıyosunuz garson bey?..

Bayram değil, seyran değil.. Allah Alah!... Bir türlü çıkartamadım sizi..

Hava korsanı uçağı kaçıracaktı,yapamadı.. Çünkü; uçağı kaçırdı...

Çingeneler Amerikayı nasıl okur? ABE DE..

Rüyalar da hormonlu artık, akşam aksakallı nine gördüm...

Avrupadan gelen soğuk hava dalgası, ülkemizi etkisi altına aldı.. Yok abi, Avrupa bizi sevmiyor işte, kabul edelim artık!..

Uzun lafın kısası : U.L.

Oyunu ayakta alkışladım.. Ay yok şekerim, oturacak yer yoktu...

Cinayet masası, idam sehpası, elektrikli sandalye, ölüm döşeği... Bu ev pek tekin değil hanım.. Yürü gidelim...

Zencinin biri denize düşerse ne olur? Tabii ki ıslanır..

Alfabe artık 28 harf, "O" şimdi asker!

Oğlum Geldin mi? Hayır, daha gelmedim!

Sigaraya ayrı, içkiye ayrı paramı veriyorsun. Tütün kolonyası iç...

Seni görünce gözlerim dolar, kulaklarım mark.

Kadın hakkı diye bir şey yokur. Çünkü Hakkı erkek ismidir...

Ağlarsa anam ağlar gerisi playback yapar...

Kendim için bir şey istiyorsam namerdin Allah´ım anneme güzel bir gelin nasip et!! Aminnnnnn...

Geçen gün bir taksi çevirdim, hala dönüyor!

Kitabım evde kaldı. Aaa ben kitabını evli sanıyordum!

İyi ki Italya´da doğmamışız! Neden? Çünkü İtalyan´ca bilmiyoruz!

Sizin araba ne malı? Alman malı! Bizimki de klimalı!

Yangın dolabını açarsan ne olur? Yang kızar...

Adamın biri yarın ölücem demış. Yarmışlar hakkaten ölmüş...

İnsanları niye kafasına su dökerek uyandırırlar? Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır.

Köfteyle möfte arasında ne fark vardır? Biri kıymadan yapılır diğeri mıymadan...

Geçen gün kamyonu sürdüm, Leonardo da Vinci...

Fransızların nesi eksiktir? "Fran"ları tabii ki!

Çok iyi göbek atan kazana ne denir? İyi oynayan kazansın!

Bir adam karısını dövüyormuş, kapı calmış karısını dövmeye bırakmış, neden? Eşek sudan gelmiş.
 
Bende şeytan tüyü yok, epilasyonla aldırdım.
 
Nefes kesen bir roman yazdım. Tüm okurlarım öldü. 
Hakan yarın ki maçta forma giyemeyecek... Çıplak oynayacak.
 
Her aşk bitki isimleri ile başlar, hayvan isimleri ile biter. 
 
Oğlumun adını mafya koydum, artık ben de mafya babasıyım.
 
Yazılıdan sıfır aldım ama, önemli olan katılmaktı.
 
Eğer turist sezonundaysak, neden onları avlayamıyoruz?
 
1967'de içilen kahvelerin hatırı doldu, duyurulur.
 
Adamın biri eczaneye sinek ilacı almaya gitmiş. Eczacı ona "sineğinizin nesi var acaba" demiş.
 
Sık sık ameliyat olun, içiniz açılır.
 
Beşbinkere söyledim; abartmayı bırak.
 
Bu tüp bebek hatalı; hep gaz kaçırıyor.
 
Yes abicim. Türkçe eğitime benden de okey!
 
Bir fil elektrik direğinden daha yükseğe zıplayabilir mi? Elektrik direği zıplayamaz ki...
 
Çocuğun biri bir gün kafasını ıslatmadan şampuanlamaya başlamış. Annesi de "oğlum hiç saç ıslatılmadan şampuanlanır mı?" deyince çocuk: ama anne bu şampuanda kuru saçlar için yazıyor.
 
Gençliğim acı veriyordu. Ameliyatla aldırdım.
 
Ey yükselen yeni nesil! İn ulan aşağı!
 
Son gülen sen olacaksın. Çünkü geç anlıyorsun
 
Size yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkalarına yapın, çok zevkli. 
 
 
Asansör bozuk. En yakın asansör karşı binadadır. 
 
İçerken araba kullanmayın. Bir yere çarparsanız biranız dökülür. 
 
Tanrım! Kendim için bir şey istemiyorum. Yalnızca anneme paralı ve güzel bir gelin nasip et!
          
      
   
 
 

İNTERNET USULÜ KIZ İSTEME

Talipp:
Slm...

KızEvy:
Slm... Hoş geldiniz.

Talipp:
MSN adresinizi oğlumdan aldım.

KızEvy:
Evet . Kızım söyledi. Bekliyorduk zaten

Talipp:
Sizin evde başka PC var mı? Hanımları da görüşmeye davet etsek

KızEvy:
Tabii ki. Bizim hanım online zaten. Kız da internet cafe de.

Talipp:
Ok...

Kaynana34 konuşmaya katıldı
Oğlananası konuşmaya katıldı


Talipp:
Hanımlar da geldi. Ben bizim oğlanı da davet ediyorum.

ÇılgınDamat konuşmaya katıldı
BirEvinBirkızı konuşmaya katıldı


Oğlananası:
Slm...

KızEvy:
Hoş geldiniz hanım efendi

Kaynana34:
Slm...

Oğlananası:
Hoş bulduk efendim

ÇılgınDamat gönderiyor:
CICEK.GIF
Aktarımı başlatmak için burayı çift tıklayın
Kabul et (Alt+C) Farklı kaydet...(Alt+F) Reddet (Alt+D)

ÇılgınDamat gönderiyor:
CIKOLATA.GIF
Aktarımı başlatmak için burayı çift tıklayın
Kabul et (Alt+C) Farklı kaydet...(Alt+F) Reddet (Alt+D)


Kaynana34:
Ay niye zahmet ettiniz? Teşekkürler.

Talipp:
Zahmet ne demek? Çam sakızı çoban armağanı.

Kaynana34:
Nasılsınız? İyi misiniz? Ben Hacer. Burcu´nun annesiyim.

Talipp:
İyilik elhamdülillah. Sizleri sormalı.

KızEvy:
İyiyiz çok şükür.

Kaynana34:
Sizler Mersin´denmişsiniz değil mi?

Talipp:
Evet efendim. Sizler de İstanbul´dan

Kaynana34:
Evet efendim. Biz iki yıl önce gelmiştik Mersin´e Çok güzel bir yer.

Oğlananası:
Güzeldir. Bekleriz bize de.

KızEvy:
İnşallah. Bu yaz güneyi düşünüyorduk zaten

Oğlananası:
Yaza kalmasın diyoruz. Beey ! Hadisene...

Talipp:
Efendim. Hanım haklı. Sebebi ziyaretimiz malum.

KızEvy:
Evet efendim. Malumumuzdur. Başımızın üstündedir. Hoş geldiniz.

Talipp:
Evlatlarımız net üzerinden tanışmış, kaynaşmışlar. Bize de vazifemizi yapmak düşüyor. Allah´ın emri Peygamber´in kavliyle Oğlumuz ÇılgınDamat´a kızımız BirEvinBirKızı´nı istiyoruz.

KızEvy:
Evet beyefendi. Sizin de belirttiğiniz gibi evlatlarımız anlaşmışlar. Eh o zaman bizlere de hayırlısını dilemek düşer.

Oğlananası:
Müsaitseniz eğer gelecek ay aile içinde bir nişan yapalım diyoruz.

Kaynana34:
Bekleriz efendim. Biz nişan için gerekli hazırlıkları yaparız. İstanbul´da kalacak yeriniz yoksa biz ağırlayabiliriz.

Oğlananası:
Yok. Zahmet vermeyelim. Çok kalamayız zaten. Dayımın oğlu var. Bostancı´da oturuyorlar.

Kaynana34:
Ayol ne zahmeti? Aşk olsun. Akraba olacağız sonuçta. Hem Bostancı çok uzak. Biz Avcılar´dayız. Yollarda perişan olursunuz. Yerimiz müsait.

Oğlananası:
İnşallah diyelim o zaman.

Kaynana34:
İnşallah efendim. Kızım! Hadisene.

BirEvinBirKızı:
Tamam anneee!

BirEvinBirKızı gönderiyor:
KAHVE.GIF
Aktarımı başlatmak için burayı çift tıklayın
Kabul et (Alt+C) Farklı kaydet...(Alt+F) Reddet (Alt+D)

ÇılgınDamat gönderiyor:
SOZYUZUGU.GIF
Aktarımı başlatmak için burayı çift tıklayın
Kabul et (Alt+C) Farklı kaydet...(Alt+F) Reddet (Alt+D)


Talipp:
Biz müsaadenizi isteyelim artık. Tanıştığımıza memnun oldum.

KızEvy:
Biz de memnun olduk efendim. Şeref verdiniz.

Talipp:
O şeref bize ait. Hoşça kalın efendim.

KızEvy:
OK . Byeee!

Talipp:
Bye!

Oğlananası:
Bye..

Talipp konuşmadan ayrıldı
Oğlananası konuşmadan ayrıldı


Kaynana34:
Bye

BirEvinBirKızı:
Bye

Kaynana34 konuşmadan ayrıldı
KızEvy konuşmadan ayrıldı


ÇılgınDamat:
Bye... Şişşt Burcu kız? Gitme bir yere yaw :-)

BirEvinBirKızı:
Hepsi gitti mi?

ÇılgınDamat:
Gittiler gittiler.Nasılsın aşkım? Çok heyecanlandın mı?

BirEvinBirKızı:
Ay! Ölüyorum zannettim :-(

ÇılgınDamat:
Bak çok korkuyordun. Oldu işte aşkım. Oldu :-)

 
 
      

Bu Soruların Cevaplarını Bilen Varmı ?

* Neden bozulan otobüsün yolculari bizim otobüsümüze aktarildiginda onlara mültecilermis gibi bakariz?

* Neden her gördügümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalisiriz? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardir?

* Neden insanlar birbirlerine sarilinca saga-sola sallanirlar?

* Neden ögrenciler ilkögretimin besinci sinifina kadarmögretmene "ögretmenim" diye seslenirken altinci sinifta bir anda "hocam"diye seslenmeye baslarlar?

* Neden sinavlarda "4 yanlis bir dogruyu götürür" seklinde bir uygulama ile ögrenciler cezalandirilirlarda "4 dogru bil, bir dogru da bizden" seklinde bir kampanya baslatilip zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?

* Neden insanlar kapali bir alandan yagmur yagan alana çikinca kafalarini egerler? Yagmura duyulan saygidan midir yoksa ondan tirstigimiz için midir?

* Neden dükkanini kapatip giden esnaf, kapiya "10 dakika sonra dönücem" yazar, ne zaman gittigini nasil anlariz?

* Televizyona çikan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanlarin izledigini sanirlar?

Örn: Su anda 70 milyon bizi izliyor...

* Neden gözlerinden öperim denir? Insan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var midir? Kimse kimseyi gözünden öpmüs müdür?

* Dügünlerde neden "Dom Dom Kursunu" ile göbek atilmaktadir."Bir avci vurdu beni, bin avci beni yedi" gibi sözlerbesliginde kendinden geçen baska milletler var midir?

* Neden bazi kizlarimiz sirin bir hayvancagiz gördüklerinde "inanmiyorum!" derler, inanilmayacak olan nedir?

* Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?

* Dolmuslardaki fiyat tarifesinde "en kisa mesafe" neden "indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mi binilir?Bir terslik yok mudur?

* Bir programi kurarken neden "kabul ediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardir? O kadar parayi bayilip bir bilgisayar programi satin aldiktan sonra "kabul etmiyorum" seçenegini isaretleyen bir takim saf kisiler mevcut mudur?

* Bulmacalarda boru sesinin karsiligi neden hep "ti"dir?Bulmacalari hazirlayan arkadaslar hiç "ti" diye ses çikaran boru görmüsler midir?

* Ipana 7 reklamindaki kiza "Ne zamandan beri Ipana 7 kullaniyorsun?" diye soran doktor, Ipana 7'nin yeni bir ürün oldugunu ve reklamdan sadece bir kaç gün önce piyasaya çiktigini bilmemekte midir?

* Neden futbol takimi olan Ajax "Ayaks" diye okunur da temizlik ürünü Ajax "Ajaks" diye okunur? *

* Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazilir?Hipokrat yemininde "arabami temiz kullanacagim" seklinde bir madde mi vardir?
 
Fotoğraf makinelerinin ve kameraların objektifi yuvarlak olduğu halde neden görüntü 'dörtköşe'dir?

Her iki gözümüz de ayrı ayrı görme özelliğine sahip olduğu halde, neden iki gözümüzle cisimleri "tek" görürüz?
 
Tükenmez kalem" neden tükeniyor? Mâdem tükeniyor, adı neden "tükenmez" kalem?
                  
 

EN ÇOK SÖYLENEN TÜRK YALANLARI

 

OKUMADAN GEÇMEYİN YOKSA KABIZ   

                OLURSUNUZ

                     

Kalsaydınız bişeyler yerdik...

Vallaha sarıda geçtim memur bey...

Kazanmak önemli diil mühim olan yarışmaya katılmaktı...

Dünya ahiret bacımsın...

Şuan 65 milyon bizi izliyor...

Bu son sigaram...

Bütün kadınlar güzeldir...

İki saat kapıda bekledim, açan olmadı...

Seni düşünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi...

Sen bi de beni gençliğimde görecektin...

Ağlamıyorum... Gözüme bişey kaçtı...

Yemezsen arkandan ağlar...

Seni leylekler getirdi yavrum...

Ben almiyim rejimdeyim...

Kadınlar en çok kel erkeklerden hoşlanır...

İşim bitsin ben seni ararım...

Bi`tanem...

Seni Seviyorum...

Senin annen bir melekti yavrum...

Merak etme hayatım sekreterimi görsen çok çirkin....

Büyük ikramiyeyi kazanmak istemiyorum önemli olan alın teri...

Merhaba karıcım, mesai yeni bitti de...

Evi boşaltın! Almanya`dan oğlum geliyor...

Bu sene üniversite soruları çok basitti, keşke sınava girseydim...

Seni anlıyorum.

Arkasından değil, burda olsa yüzüne de söylerim

Şöyle bir arabam olsun milyarlarca borcum olsun...

Biz sadece arkadaşız.

Adem Bey şu an toplantıda... Kim arıyodu?

Sizden iyi olmasın bi arkadaşım vardı...

Kuru ekmek bana yeter... Yeter ki huzurum yerinde olsun...

 

     

 

ADAMDAKİ  PARDON ÇOCUKTAKİ KEYFE BAK PEEH!

 

 

   



               

        
                                                                                       
          

                                                                  


SKEÇLER

SKEÇLER

( Benim Tarafımdan Seçilmiştir :P )

 

 

 

ALIŞVERİŞ CANAVARI

OYUNCU KADROSU:

 

1. Arzu (Kız)

2. Ertan (Erkek)

3. Kaynana (Kız)

 

DEKOR: Olay markette geçmektedir.Market dekoru için raflar, malzemeler ve kasa.

 

(Oyun adamın eşini elindeki zincirli saatle hipnoz etmeye çalışmasıyla başlar. Kadın gözleriyle adamın elindeki saati takip etmektedir.)

 

Ertan:_Relax hayatım… Relax hayatım… Relax hayatım… Daha az alışveriş, cebimizde daha çok para, relax hayatım… Daha az alışveriş, cebimizde daha çok para, relax hayatım…

Arzu:_  (Biraz etkilenmiştir. Kafasını sallayarak uyanır.) Çek şunu Ertan , beni alışveriş yapmayayım diye hipnoz mu ediyorsun?

Ertan:_Napiyim yani markete girdin mi çıkmak bilmiyorsun, ne var ne yoksa topluyorsun.

Arzu:_  Ne yani, ben ihtiyacımız olan şeyleri alıyorum.

Ertan:_Peki geçen alışverişte ne yapmıştın? Raftakilerle birlikte rafları da söküp gelmiştin. Poşetten iki tane de raf çıktı.

Arzu:_  Ne var yani araya iki raf sıkıştıysa?

Ertan:_Bak hayatım sakin olacaksın. Unutma aldığın her şeyin parası bizden çikacak tamam mı? Evet şu an korkulacak bi şey yok. Annene haber vermediğimiz iyi oldu. O da gelseydi hiç bi şey kalmazdı raflarda.

Arzu:_  Sen benim anneme alışveriş manyağı mı demek istiyorsun?

Ertan:_ Evet diyorum, neyse ki buralarda görünmüyor.

Kaynana:_Hu hu meraba ben geldim.

Arzu:_  Anneciğim biz de senden bahsediyorduk.

Kaynana:_ Alacağınız olsun sizin, bana haber vermezsiniz ha. Neyse ki kapıcı sizin alışverişe gittiğinizi söyledi de koştum geldim.

Ertan:_ Ulan kapıcı.

(Alışverişe başlarlar.)

Ertan:_ Hayatım unutma. Promosyonlara aldırma.

Arzu:_  Hayatım bak ne aldım: Lastik zinciri.

Ertan:_ Buyrun işte dakika bir gol bir. Hayatım bizim arabamız yok ki…

Arzu:_  ama bu promosyon. Çim biçme makinesi  alana lastik zinciri bedava.

Ertan:_ hayatım bizim çim biçme makinesine ihtiyacımız yok ki…Bizim çimimiz bile yok. Biz apartman katında oturuyoruz unuttun mu?

Arzu:_  Olsun bulunsun, ilerde olur hayatım.

Kaynana:_ Bak bebek puseti alana öküz yemi bedava.

Ertan:_ Aaa…

Kaynana:_ Aman niye bağırıyorsun evladım.

Ertan:_ On kiloluk öküz yemini napıcaz biz. Bizim öküzümüz yok ki…Ay bana bi şeyler oluyor.(Bayılacak hale gelir.)

Arzu:_  Sakin ol hayatım. Ne oldu sana. Al bakiyim şu  tansiyon ilacından.

Ertan:_ Nihayet işe yarar bi şey aldınız.

Arzu:_  Otuz tane çadır alana tansiyon ilacı veriyorlar.

Ertan:_Otuz tane çadırı napıcaz. Biz bedevi miyiz.

Arzu:_  İndirimde hayatım, promosyon, promosyon.

Kaynana:_ Damat damat bak ütü aldım.

Ertan:_ Anneciğim bizim ütümüz vardı, niye aldın ki? İki tane ütüyü napıcaz.

Kaynana:_ Tencere kapağının yanında verdiler.

Ertan: Tencere apağını  napıcaz.

Kaynana:_ Kapı kolu alana bu benzin bedava.

Ertan:_ Bu kapı koluna da mı para verdiniz?

Kaynana:_ Evladım o da bedava. Bursa işi bıçak alana kapı kolu veriyorlar.

( Adam kibrit kutusunu eline alır bakar.)

Kaynana:_ Aaa bak bütün bu eşyaları neyle aldım biliyor musun? Kibritle. Bi kibrit alana bu kadar eşya bedava.

Ertan:_ Anneciğim bu kibrit ne kadar.

Kaynana:_ 200 YTL.

Ertan:_ Biraz pahalı değil mi anneciğim.

Kaynana:_ Sen nasıl olsun istiyordun?

Ertan:_ Demek birazcık pahalı kibrit kutusuyla bu kadar eşya aldınız. Ben de bu promosyon kibritle kendimi yakmaz mıyım?

(Adam benzini üstüne döküp kibriti yakmaya çalışır.)

Arzu:_ Hayatım bak çakmak getirdim, bununla yak.

Ertan:_ Sağol Arzucum. Beni ne kadar çok seviyormuşsun. Arzu o yanındaki kim?

Arzu:_ Valla billa promosyon.

Ertan:_ Arzu o yanındaki kim?

Arzu:_ Bu mu? Barbaros. 200 YTL alışveriş yapan herkese bunu veriyorlar.

Ertan:_ Arzu sen beni boynuzluyor musun?

Arzu:_ valla promosyon. Bak hayatım bunu alana bu bıçağı da hediye ediyorlar.

Ertan:_ Bu promosyon bıçağıyla ikinizi de delik deşik edeceğim.

Kaynana:_ promosyon manyağı nolcak.

(Adam elinde bıçakla onları yakalamaya çalışır.Karısıyla kaynanası kaçışır. Adam bi yandan da bağırır.)

Ertan:_ kefen reyonuna gidin kefen reyonuna. Yanında promosyon olarak imam da veriyorlarmış. Ölümünüz bedava olacak.

 

 

     

 

 

BEN SENİN YAŞINDAYKEN...

BABA : Oğlum gel bakalım buraya!
ÇOCUK : Buyur baba!
BABA : Bu hafta yapılan sınavda kaçıncı oldun?
ÇOCUK : 25. oldum baba.
BABA : Ama nasıl olur! Daha geçen hafta 21. idin. Nasıl dört sıra birden geriledin? Tembel herif.
ÇOCUK : Ne yapayım baba? Sınıfa dört tane yeni öğrenci daha geldi. Dolayısıyla 21.likten, 25. liğe geriledim. Hem bana kızmaya senin hakkın yok.
BABA : Bak şu bacaksıza! Bu kadar tembel olacaksın ve benim sana kızmaya hakkım olmayacak, öyle mi?
ÇOCUK : Tabii... Demek ki mükemmel bir çocuk dünyaya getirememişsiniz. El alem öyle çocuk yapıyor ki! Hepsi süper zeka.
BABA : Kızdırma beni alırım ayağımın altına bak. Sınıfta kalmış abuk subuk, aptal saptal konuşuyor.
ÇOCUK : Niye kızıyorsun baba? Sınıfta kaldıysak ne olmuş! Daha iyi ya!
BABA : Neresi iyi bunun?
ÇOCUK : Sürekli maddi sıkıntıdan bahsediyordun, düşünsene yeni sınıf için yeni kitaplar almak zorunda kalacaktın. Şimdi buna gerek kalmadı. Aynı kitapları yeniden kullanacağım.
BABA : Yahu şu karneye bak.Bütün dersler bir, bir, bir.... Allah aşkına bir tane bile iki yok. Yuh sana, nasıl becerdin bunu?
ÇOCUK : Hepsi bir mi, emin misin baba?
BABA : Bir de utanmadan şaşırma numarası yapıyor. Utan, utan! Al da kendi gözlerinle bir daha bak karneye.
ÇOCUK : Allah, Allah! Ver bakalım şu karneyi. Hepsi bir olmamalıydı...
BABA : Şunun söylediğine bak. Doğru hepsi bir olmamalıydı. Sıfır olmalıydı.Bir sene boyunca yattın tabi... Bir bile fazla sana. Ben senin yaşındayken sınıfın en iyisiydim. Karnemde bütün notlarım "5" idi, "5"....
ÇOCUK : Yapma baba. Bu benim karnem değil. Dün bu karneyi tavan arasında buldum. Senin karnen bu. Neee! Benim karnem mi? Hadi canım...Ver bakiiimL.Aaa! Sahi ya... Eee... Şeeey yani. Diyecektim ki!..
ÇOCUK : Demek bütün notların beşti haa... İşte bak bu da benim karnem. İtiraf et baba, ben senden daha çalışkanım.
BABA : Tamam, tamam anladık, para istiyorsun. Söyle ne kadar vereyim?
ÇOCUK : Şeey! Ne desem bilmem ki! 500 yeter. Ama şimdilik...
BABA :Ne 400 mü? 300 neyine yetmez? Al şu 200´ü 100´ ünü geri getir.
ÇOCUK : Ama baba...
BABA : Aması maması yok. Al şunu! Dur bakim, senin eline ne oldu böyle?
ÇOCUK : Önemli değil baba
BABA : Nasıl önemli değil oğlum? Avuçların kıpkırmızı olmuş. Ne oldu?
ÇOCUK : Öğretmen dövdü.
BABA : Öğretmen mi dövdü? Hangi çağdayız? Dağ başı mı burası? Ben ona sorarım.
ÇOCUK : Dur, dur! Dur baba. Tabiki burası dağ başı değil. Ama galiba kabahat bendeydi.
BABA : Niye, ne oldu ki?
ÇOCUK : Arkadaşım öğretmenin sandalyesine raptiye koymuştu.
BABA : Raptiye koyan arkadaşınsa seni niye dövdü? Onu dövseydi ya!
ÇOCUK : Asıl olay ondan sonra.
BABA : Nasıl yani?
ÇOCUK : Ben de öğretmen raptiyenin üzerine oturmasın diye, tam oturacağı sırada sandalyeyi çektim. Hooop! Gümm! Tabiki...
BABA : Hak etmişsin. Bu gün okulda ne yaptınız?
ÇOCUK : Bu gün okulda dinamit yaptık.
BABA : Peki yarın ne yapacaksınız okulda?
ÇOCUK : Hangi okulda? Dinamit yaptık yaptık diyorum, okul falan kalmadı ortada.

 

 

 

 

 

 

DELİLER

BİR KONU BİR KONUK

(Spiker sahneye girer.)

SPİKER: Sayın seyirciler sevgili konuklar. Bir konu bir konuk programına hoş geldiniz. Sizlere kendim ve hostesim adına... (Arkasına döner. Hostes yoktur.) Hostesim nerde lan? Hostessiz program olur mu manyaklar? ( Hostes içeri girer.) Mehmet Ali Erbil’den kurtarabildiğimiz son hostes. Geç yavrum şurda bi yerde uslu uslu dur, çünkü bi program hostesi ne işe yarar ben de bilmiyorum. Evet bu günkü konuğumuz tarihi bir konuk. 18. Osmanlı sultanı 1. ve sonuncu İbrahim. Yani boncuklu deli İbrahim. ( Deli İbrahim içeri girer.) Hoş geldiniz sultanım.

İBO: Hoş bulduk.

SPİKER: Buyrun oturun.

İBO: Sağ olasın. (Otururlar. Spiker ayak ayak üstüne atar.) İndir ayağını.

SPİKER: Efenim?

İBO: Ayağını indir dedim.

SPİKER: Aaaa! Tabi koskoca padişahın huzurunda ayak ayak üstüne atılır mı?

İBO: Hayır.

SPİKER: Ya!

İBO: Halkın huzurunda ayak ayak üstüne atılmaz.

SPİKER: Ben TRT de ayak ayak üstüne atmayan spiker görmedim de onları taklit ediyorum.

İBO: Biz ki cihan padişahıydık. Tahtımızda bile halkın karşısında ayak ayak üzerine atmadık. Bu ne biçim oturuştur?

SPİKER: Biz o devirlere yetişemedik. Padişah görmediğimiz içinde işte eyle attık.

İBO: Nasıl padişah görmediniz? Siz devlet tiyatrosuna gitmez misiniz?

SPİKER: Evet.

İBO: sahneden padişahın biri iniyo, biri biniyo maşalllah. Anlat bakalım şimdi beni buraya niye çağırdınız?

SPİKER: Efenim çok ilginç bir kişiliğiniz var.

İBO: Nasıl ilginç?

SPİKER: Yani çok renkli bir yaşantınız varmış. ( Eliyle hostese deli işareti yapar. Hostes güler. Padişah sinirli şekilde hostese bakar. Hostes korkar susar.)

İBO: Bu ne biçim renktir ki cimcimeleri güldürür?

SPİKER: Tarih kitapları sizden boncuklu deli İbrahim diye söz ediyor.

İBO: Boncuklu deli İbrahim diye anılmak içün neler yapmışım?

SPİKER: Üüüüüüüf! Neler yapmamışsınız ki sultanım? Söyliycem ama kızmak yok. Çünkü ben tarihin sesiyim.

İBO: Öyle tarihin böyle sesi olur. Konuş.

SPİKER: Efenim sarayınızın bahçesindeki havuza cariyelerinizi doldurup, onları seyredermişsiniz. ( Hostes güler)

İBO:Evet ne var bunda?

SPİKER: BU şimdi normal bi durum mu oluyo?

İBO: Siz Hilton Otelinin havuzuna gitmiyor musunuz?

SPİKER: O başka.

İBO: Tatil köylerinde elalemin karısını kızını seyretmiyor musunuz?

SPİKER: O daha başka.

İBO: Rumen balelerini, İngiliz balelerini, Macar cimnastikçilerini seyretmiyor musunuz?

SPİKER: O bambaşka.

İBO: Siz yapınca temiz hava, bol gıda, sağlıklı yaşam da biz yapınca mı delilik? Yıkıl kafir!

SPİKER: Ama yalnız seyretmekle kalmayıp, balıklara yem atar gibi onlara para da atıyormuşsunuz.

İBO: Siz gazinolara tavernalara gitmiyor musunuz?

SPİKER: Evet.

İBO: Orada dansözleri marul demeti gibi masaların üzerine çıkartmıyor musunuz? Sonra da tövbe estağfurullah, donlarına memeliklerine kumbaraya para tıkar gibi para doldurmuyor musunuz? Siz yapınca çağdaşlık, uygarlık da biz yapınca mı delilik? Yıkıl mel’un!

SPİKER: Peki sakalınıza boncuk dizdirdiğinizde mi yalan?

İBO: Külliyen!

SPİKER: Yaaa!

İBO: Sakal bu sakal berber kapsı mı deve yelesi mi? Fakat muhterem valideciğimin nazar deymesün deyü bir boncuk taktığı doğrudur. Valide korkusu. Valideye saygımızdan çıkaramadık taktık. Ya siz?

SPİKER: Biz boncuk takmayız.

İBO: Doğru siz boncuk takmazsınız. Siz gravatınıza inci takarsınız, siz ayakkabınıza bile toka takarsınız. Siz erkeklerin yüz karaları tek kulağınıza küpe takarsınız, tek taş yüzükler, künyeler, zincirler, pırlanta saatler takarsınız. Boynunuzda at nalı gibi madalyonlarla çıngıraklı develer gibi dolaşırsınız. Siz yapınca estetik güzellik de biz yapınca mı delilik? Yıkıl ya iblis.......İbrahim’in cinlerini toplama tepesine.

SPİKER: Tarih kitapları bi de sizden deli diye söz ediyo. ( Kızar ayağa kalkar.)

İBO: Evet, devam et.

SPİKER: Çeşit çeşit macunlar türlü türlü hocalar. Ondan sonra da gerdek üstüne gerdek. Bu ne bu? ( Padişah derin nefes alır)

İBO: İşte hayatım.

SPİKER: Yaaa.

İBO: Ama anlatayım da dinle. Biz 16 kardeştik. 7’si hatun kişiydi. Er kişilerin bi kısmı Allah’ın emriyle terk-i dünya ettiler. Bi kısmı abim 4. Murat’ın emriyle. 4. Murat kimdir bilir misin?

SPİKER: Evet. Cihan Ünal. Hani attan düştü.

İBO: Bir padişah attan düşmez.

SPİKER: Ama bu düştü.

İBO: Bir padişah düşse düşse tahttan düşer. Abim 4. Murat’ın emriyle kardeşlerimi kestiler. Sizlerin beş dakika elektiriği kesilse deliye dönüyorsunuz. Ya ben neye döneyim. Her an sıra bana gelmekte deyü cellat beklemekteyim. Taktir edersiniz ki cellat beklemek otobüs beklemekten, maaş beklemekten daha zordur. Aklım yerinden oynamış ben benden geçmişim. O esnada abim 4. Murat hakkın rahmetine kavuşmuş. Ailede tek erkek evlat ben kaldığım için apar topar tahta beni çıkardılar. Çıkarır çıkarmaz da bir erkek evlat deyü tutturdular. Bir erkek evlat vermedin mi hanedan yatıyor, devlet batıyor. ben benden geçmişim. ben bitmişim. ben erimişim. bende iş yok. Vaaaaah! Valideciğim vaaaaah! Sarayda bu dedikodu yayılır yayılmaz hormon tedavileri, vitamin kürleri, sultan şerbetleri, kuvvet macunları, amber hapları derken biz kendimize geldik. Geldik gelmesine de durabilirsen dur artık. Otomatik topa dönmüşüm. Uçana atmaktayım, kaçana atmaktayım, kımıldayana ateş etmekteyim. ( Hostese doğru yürür.) Kırpma gözlerini kırpma. Adamı günaha sokma.

SPİKER: Kırpma kızım atış menzilindesin.

İBO: Aslında ateşkes istiyorum, eriyorum, bitiyorum. Durmak istiyorum, duramıyorum. Enflasyon gibi inmek bilmiyor hırsım. O hırsla üç tane erkek evladım oldu. Üçü de tahta çıktı. Şimdi anladın mı bizimki ne zamparalıktı, ne delilik. Bizimki devlet hizmetiydi devlet. Yani anlıycan resmi muamele. Şimdi gelelim size. ( İbo yerine oturur. Spiker saatine bakar)

SPİKER: Allah saatimiz doldu.

İBO: Gel kaçma gel onu sormıycam. Bu konudaki başarınız nüfus patlamasından belli. Benim İstanbullu hemşehrilerime iki çift lafım var. Onu söylemeden gitmiycem. Teessüf ederim size hemşehriler. Aşk olsun yahu! 300 senedir bu şehr-i İstanbul’dan ne deliler geldi geçti. Niceleri gelip geçmekteyken nerdeyse her metrekareye bir tam deli isabet etmekteyken deli diye beni seçmeniz neden? Nasıl sitem edeyim size? Bir deli ben miyim bu bana reva-yı hak mıdır? Bu vefa mıdır ey İstanbullular? Oğlum Mustafa yık şu İstanbul’u. Kaz böğrünü taş taş üstünde koma haktır bu İstanbula. Esas deli amcam 1. Mustafa’ydı. Adam gerçek deli olduğu için iki defa tahttan indirildi. Ama aç tarih kitaplarını bak. Allah Allah o anlı şanlı 1. Mustafa ben boncuklu deli İbrahim. Bir bunu bilmek bile delirmek için yeter.

SPİKER: Ama koskoca tarih.....

İBO: Ne tarihi be. Tarih mi yazıyorsunuz siz. Sizin yazdığınız kil ü kal, dedi kodu muzur neşriyat. Oğlum Halil Çetin ton ton çocuğum. Yörük çocuğum. Sen veletleri muzur neşriyattan kurtarmayı bırak. Bizi kurtar bizi. Tanrı cümlemizi beni ve bilhassa seni bu tarihçilerin şerrinden korusun yavrum. Amin.

( Anlatıcı sahneye girer.)

ANLATICI: Sultan boncuklu deli İbrahim. Ziyaretçin var oğlum.

İBO: Valide sultandır. Jenefer Lopez’in kasetini getirecekti.

 

 

 

 

 

MARKETTE

OYUNCU KADROSU:

 

  1. Müşteri (kız)
  2. Kasiyer (erkek)
  3. Müdür (erkek)
  4. I.Hemşire (kız)
  5. II.Hemşire (kız)

 

DEKOR:Olay markette geçmektedir.Market dekoru için raflar, malzemeler ve kasa.

 

(Oyun müşterinin kasaya doğru ilerlemesiyle başlar. Kasiyer masanın başındadır.)

 

Müşteri:_Sizden şikayetçiyim efendim.

Kasiyer:_İyi günler demek istediniz herhalde hanımefendi.

Müşteri:_Hiç de öyle demek istemedim.Hani bu yumurtalar çift sarılıydı?

Kasiyer:_Tek sarılı mı çıktı hanımefendi?

Müşteri:_Madem bu yumurtalar tek sarılıydı niye üzerine çift sarılı diye yazıyorsunuz?

Kasiyer:_Olabilir hanımefendi bazen tek sarılı çıkar, bazen çift sarılı. Gayet normal.

Müşteri:_Normal değil efendim Üzerine çift sarılı yazdığınıza göre çift sarılı çıkmalıydı.Niye tek sarılı çıkıyo beyefendi?

Kasiyer:_Ne bileyim hanfendi ben çıkarmıyorum ya yumurtaları. İsterseniz bu konuyu müdür beyle görüşün.

Müşteri:_Yumurtaları müdürünüz mü çıkarıyo?

Kasiyer:_Dalga geçmeyin hanımefendi.

Müşteri:_Ben müdürünüzle görüşmek istemiyorum. Ben çift sarılı yumurta istiyorum.

Kasiyer:_Aaa anladım. Siz tavuk hanımla görüşmek istiyorsunuz. Durun bekleyin hemen cebini vereyim size.

Müşteri:_Lütfen beyefendi bunda dalga geçilecek bir şey göremiyorum.

            (O sırada müdür gelir.)

Müdür:_Ne o Semih bir sorun mu var?

Kasiyer:_Hanımefendi yumurtaların tek sarılı çıkmasından şikayetçi Müdür bey.

Müdür:_Hepsi mi hanımefendi?

Müşteri:_Evet hepsi.

Müdür:_Semih yumurtaları geri alalım. Parasını iade edelim

Kasiyer:_Ama bu yumurtalar kırılmış geri alamayız ki…

Müşteri:_Evet evet yumurtalarınız hem tek sarılı hem de kırılıyor beyefendi.

Kasiyer:_Japonlar kırılmayan yumurta icat etmediler. İcat edilirse söyleriz sizin için getirirler.

Müşteri:_Ben bilinçli bir tüketiciyim üzerine çift sarılı yazarak beni kandıramazsınız.

Kasiyer:_Bakın kendiniz söylediniz. Çift sarılıdır diye yazdık, kırılmaz diye yazmadık.

Müşteri:_Kırılmayan yumurta olur mu beyefendi. Hem hem ben buradan hıyar da almıştım, hıyarınızdan da şikayetçiyim. buradan aldığımda 10 santimdi, eve gidinceye kadar 15 santim oldular. Hıyarlarınız hormonlu.

Müdür:_Ne güzel işte, kazançlısınız.10 santim almışsınız, 15 santim olmuş.

Müşteri:_Hormonlu diyorum hormonlu. Bana hormonlu yiyecek satamazsınız.Hem Erman Toroğlu ne demişti: Hormonlu yiyecekler insanı şöyle böyle yapıyormuş.

Kasiyer:_Müdür bey bayan geldiğinde boyu 1.60’tı ama şu an görüyorsunuz 1.75 olmuş.

Müşteri:_Siz bana hıyar mı demek istiyorsunuz? Ben hormonlu yiyecek yiyip şöyle böyle olamam.

Müdür:_Şöyle böyle nasıl yani?

Kasiyer:_Sizin o yöne doğru bir eğiliminiz varsa lütfen suçu hıyarlarımıza atmayın hanımefendi.

Müşteri:_Ne yani ben şöyle böyle miyim?

Kasiyer:_Merak etmeyin hanımefendi.Biraz önce biz sizin hıyar olduğunuza dair hemfikir olmuştuk.

Müdür:_Neyse Semih bir bak bakalım bayan bizden daha neler almış. 

(Kasiyer yerine oturur. Fişi havada tutarak bakar.)

Kasiyer:_2 kilo şeftali.

            (Kadın yavaş yavaş kaşınmaya başlar.)

Müşteri:_Ben şeftaliyi tüysüz diye almıştım ama tüylü çıktı.

Kasiyer:_Alırken fark etmediniz mi hanımefendi. Kusura bakmayın gelirken sakal tıraşı olmayı unutmuşlar.

Müşteri:_Poşet içinde aldım. Ayy yeter bana şeftali demeyin artık.

Kasiyer:_2 kilo şef-ta-linizi geri alıyoruz.

Müşteri:_Ayy yeter yeter şeftali demeyin dedim.

Kasiyer:_1 adet kıvırcık marul.

Müşteri:_Kıvırcık yazıyordu ama dümdüzdü.

Kasiyer:_Ne yani buraya gelen marullara düz fön mü çekiyoruz?

Müşteri:_Aman neyse canım onu da alın.

Kasiyer:_1 adet tuvalet kağıdı.

Müşteri:_Çok sertti.

Kasiyer:_2 tane sabun.

Müşteri:_Hiç köpürmedi.

            (O sırada içeriye iki hemşire gire.)

I.Hemşire:_Bak orda markete gelmiş.

II.Hemşire:Bi daha akıl hastanesinden kaçıcak mısın?

            (İki hemşire deli gömleğini giydirmeye çalışırlar.)

Müşteri:_Ama bunun kolları çok uzun, daha kısası yok mu?

            (Kasiyer ve müdür gülerek ellerini birbirine vururlar.)

 

 

 

 

 

 

 

KAYBOLAN YILLAR

 

 

KAYBOLAN YILLAR - ŞU KARANLIK GECENİN

Şu Karanlık Gecenin Bir Sonu Olmalı

Şu Yağmurun Şu Kışın

Şu Karanlık Gecenin Bir Sonu Olmalı

Hiç Dönüşü Yok Bu Kaçışın

Aaah! Ben Seversem

Ağlar Gökyüzünde Yıldızlar

Aşk Penceremden Gülen Bir Çocuk Sana Bakar

 

 


Daha fazla bilgi yarışması için buraya tıklayın

advert
Design By Gökhan Aksoy Telif Hakkı © 2005-2007 www.Tiamo57.Blogcu.Com'a aittir. Tüm hakları saklıdır