SKEÇLER

SKEÇLER

( Benim Tarafımdan Seçilmiştir :P )

 

 

 

ALIŞVERİŞ CANAVARI

OYUNCU KADROSU:

 

1. Arzu (Kız)

2. Ertan (Erkek)

3. Kaynana (Kız)

 

DEKOR: Olay markette geçmektedir.Market dekoru için raflar, malzemeler ve kasa.

 

(Oyun adamın eşini elindeki zincirli saatle hipnoz etmeye çalışmasıyla başlar. Kadın gözleriyle adamın elindeki saati takip etmektedir.)

 

Ertan:_Relax hayatım… Relax hayatım… Relax hayatım… Daha az alışveriş, cebimizde daha çok para, relax hayatım… Daha az alışveriş, cebimizde daha çok para, relax hayatım…

Arzu:_  (Biraz etkilenmiştir. Kafasını sallayarak uyanır.) Çek şunu Ertan , beni alışveriş yapmayayım diye hipnoz mu ediyorsun?

Ertan:_Napiyim yani markete girdin mi çıkmak bilmiyorsun, ne var ne yoksa topluyorsun.

Arzu:_  Ne yani, ben ihtiyacımız olan şeyleri alıyorum.

Ertan:_Peki geçen alışverişte ne yapmıştın? Raftakilerle birlikte rafları da söküp gelmiştin. Poşetten iki tane de raf çıktı.

Arzu:_  Ne var yani araya iki raf sıkıştıysa?

Ertan:_Bak hayatım sakin olacaksın. Unutma aldığın her şeyin parası bizden çikacak tamam mı? Evet şu an korkulacak bi şey yok. Annene haber vermediğimiz iyi oldu. O da gelseydi hiç bi şey kalmazdı raflarda.

Arzu:_  Sen benim anneme alışveriş manyağı mı demek istiyorsun?

Ertan:_ Evet diyorum, neyse ki buralarda görünmüyor.

Kaynana:_Hu hu meraba ben geldim.

Arzu:_  Anneciğim biz de senden bahsediyorduk.

Kaynana:_ Alacağınız olsun sizin, bana haber vermezsiniz ha. Neyse ki kapıcı sizin alışverişe gittiğinizi söyledi de koştum geldim.

Ertan:_ Ulan kapıcı.

(Alışverişe başlarlar.)

Ertan:_ Hayatım unutma. Promosyonlara aldırma.

Arzu:_  Hayatım bak ne aldım: Lastik zinciri.

Ertan:_ Buyrun işte dakika bir gol bir. Hayatım bizim arabamız yok ki…

Arzu:_  ama bu promosyon. Çim biçme makinesi  alana lastik zinciri bedava.

Ertan:_ hayatım bizim çim biçme makinesine ihtiyacımız yok ki…Bizim çimimiz bile yok. Biz apartman katında oturuyoruz unuttun mu?

Arzu:_  Olsun bulunsun, ilerde olur hayatım.

Kaynana:_ Bak bebek puseti alana öküz yemi bedava.

Ertan:_ Aaa…

Kaynana:_ Aman niye bağırıyorsun evladım.

Ertan:_ On kiloluk öküz yemini napıcaz biz. Bizim öküzümüz yok ki…Ay bana bi şeyler oluyor.(Bayılacak hale gelir.)

Arzu:_  Sakin ol hayatım. Ne oldu sana. Al bakiyim şu  tansiyon ilacından.

Ertan:_ Nihayet işe yarar bi şey aldınız.

Arzu:_  Otuz tane çadır alana tansiyon ilacı veriyorlar.

Ertan:_Otuz tane çadırı napıcaz. Biz bedevi miyiz.

Arzu:_  İndirimde hayatım, promosyon, promosyon.

Kaynana:_ Damat damat bak ütü aldım.

Ertan:_ Anneciğim bizim ütümüz vardı, niye aldın ki? İki tane ütüyü napıcaz.

Kaynana:_ Tencere kapağının yanında verdiler.

Ertan: Tencere apağını  napıcaz.

Kaynana:_ Kapı kolu alana bu benzin bedava.

Ertan:_ Bu kapı koluna da mı para verdiniz?

Kaynana:_ Evladım o da bedava. Bursa işi bıçak alana kapı kolu veriyorlar.

( Adam kibrit kutusunu eline alır bakar.)

Kaynana:_ Aaa bak bütün bu eşyaları neyle aldım biliyor musun? Kibritle. Bi kibrit alana bu kadar eşya bedava.

Ertan:_ Anneciğim bu kibrit ne kadar.

Kaynana:_ 200 YTL.

Ertan:_ Biraz pahalı değil mi anneciğim.

Kaynana:_ Sen nasıl olsun istiyordun?

Ertan:_ Demek birazcık pahalı kibrit kutusuyla bu kadar eşya aldınız. Ben de bu promosyon kibritle kendimi yakmaz mıyım?

(Adam benzini üstüne döküp kibriti yakmaya çalışır.)

Arzu:_ Hayatım bak çakmak getirdim, bununla yak.

Ertan:_ Sağol Arzucum. Beni ne kadar çok seviyormuşsun. Arzu o yanındaki kim?

Arzu:_ Valla billa promosyon.

Ertan:_ Arzu o yanındaki kim?

Arzu:_ Bu mu? Barbaros. 200 YTL alışveriş yapan herkese bunu veriyorlar.

Ertan:_ Arzu sen beni boynuzluyor musun?

Arzu:_ valla promosyon. Bak hayatım bunu alana bu bıçağı da hediye ediyorlar.

Ertan:_ Bu promosyon bıçağıyla ikinizi de delik deşik edeceğim.

Kaynana:_ promosyon manyağı nolcak.

(Adam elinde bıçakla onları yakalamaya çalışır.Karısıyla kaynanası kaçışır. Adam bi yandan da bağırır.)

Ertan:_ kefen reyonuna gidin kefen reyonuna. Yanında promosyon olarak imam da veriyorlarmış. Ölümünüz bedava olacak.

 

 

     

 

 

BEN SENİN YAŞINDAYKEN...

BABA : Oğlum gel bakalım buraya!
ÇOCUK : Buyur baba!
BABA : Bu hafta yapılan sınavda kaçıncı oldun?
ÇOCUK : 25. oldum baba.
BABA : Ama nasıl olur! Daha geçen hafta 21. idin. Nasıl dört sıra birden geriledin? Tembel herif.
ÇOCUK : Ne yapayım baba? Sınıfa dört tane yeni öğrenci daha geldi. Dolayısıyla 21.likten, 25. liğe geriledim. Hem bana kızmaya senin hakkın yok.
BABA : Bak şu bacaksıza! Bu kadar tembel olacaksın ve benim sana kızmaya hakkım olmayacak, öyle mi?
ÇOCUK : Tabii... Demek ki mükemmel bir çocuk dünyaya getirememişsiniz. El alem öyle çocuk yapıyor ki! Hepsi süper zeka.
BABA : Kızdırma beni alırım ayağımın altına bak. Sınıfta kalmış abuk subuk, aptal saptal konuşuyor.
ÇOCUK : Niye kızıyorsun baba? Sınıfta kaldıysak ne olmuş! Daha iyi ya!
BABA : Neresi iyi bunun?
ÇOCUK : Sürekli maddi sıkıntıdan bahsediyordun, düşünsene yeni sınıf için yeni kitaplar almak zorunda kalacaktın. Şimdi buna gerek kalmadı. Aynı kitapları yeniden kullanacağım.
BABA : Yahu şu karneye bak.Bütün dersler bir, bir, bir.... Allah aşkına bir tane bile iki yok. Yuh sana, nasıl becerdin bunu?
ÇOCUK : Hepsi bir mi, emin misin baba?
BABA : Bir de utanmadan şaşırma numarası yapıyor. Utan, utan! Al da kendi gözlerinle bir daha bak karneye.
ÇOCUK : Allah, Allah! Ver bakalım şu karneyi. Hepsi bir olmamalıydı...
BABA : Şunun söylediğine bak. Doğru hepsi bir olmamalıydı. Sıfır olmalıydı.Bir sene boyunca yattın tabi... Bir bile fazla sana. Ben senin yaşındayken sınıfın en iyisiydim. Karnemde bütün notlarım "5" idi, "5"....
ÇOCUK : Yapma baba. Bu benim karnem değil. Dün bu karneyi tavan arasında buldum. Senin karnen bu. Neee! Benim karnem mi? Hadi canım...Ver bakiiimL.Aaa! Sahi ya... Eee... Şeeey yani. Diyecektim ki!..
ÇOCUK : Demek bütün notların beşti haa... İşte bak bu da benim karnem. İtiraf et baba, ben senden daha çalışkanım.
BABA : Tamam, tamam anladık, para istiyorsun. Söyle ne kadar vereyim?
ÇOCUK : Şeey! Ne desem bilmem ki! 500 yeter. Ama şimdilik...
BABA :Ne 400 mü? 300 neyine yetmez? Al şu 200´ü 100´ ünü geri getir.
ÇOCUK : Ama baba...
BABA : Aması maması yok. Al şunu! Dur bakim, senin eline ne oldu böyle?
ÇOCUK : Önemli değil baba
BABA : Nasıl önemli değil oğlum? Avuçların kıpkırmızı olmuş. Ne oldu?
ÇOCUK : Öğretmen dövdü.
BABA : Öğretmen mi dövdü? Hangi çağdayız? Dağ başı mı burası? Ben ona sorarım.
ÇOCUK : Dur, dur! Dur baba. Tabiki burası dağ başı değil. Ama galiba kabahat bendeydi.
BABA : Niye, ne oldu ki?
ÇOCUK : Arkadaşım öğretmenin sandalyesine raptiye koymuştu.
BABA : Raptiye koyan arkadaşınsa seni niye dövdü? Onu dövseydi ya!
ÇOCUK : Asıl olay ondan sonra.
BABA : Nasıl yani?
ÇOCUK : Ben de öğretmen raptiyenin üzerine oturmasın diye, tam oturacağı sırada sandalyeyi çektim. Hooop! Gümm! Tabiki...
BABA : Hak etmişsin. Bu gün okulda ne yaptınız?
ÇOCUK : Bu gün okulda dinamit yaptık.
BABA : Peki yarın ne yapacaksınız okulda?
ÇOCUK : Hangi okulda? Dinamit yaptık yaptık diyorum, okul falan kalmadı ortada.

 

 

 

 

 

 

DELİLER

BİR KONU BİR KONUK

(Spiker sahneye girer.)

SPİKER: Sayın seyirciler sevgili konuklar. Bir konu bir konuk programına hoş geldiniz. Sizlere kendim ve hostesim adına... (Arkasına döner. Hostes yoktur.) Hostesim nerde lan? Hostessiz program olur mu manyaklar? ( Hostes içeri girer.) Mehmet Ali Erbil’den kurtarabildiğimiz son hostes. Geç yavrum şurda bi yerde uslu uslu dur, çünkü bi program hostesi ne işe yarar ben de bilmiyorum. Evet bu günkü konuğumuz tarihi bir konuk. 18. Osmanlı sultanı 1. ve sonuncu İbrahim. Yani boncuklu deli İbrahim. ( Deli İbrahim içeri girer.) Hoş geldiniz sultanım.

İBO: Hoş bulduk.

SPİKER: Buyrun oturun.

İBO: Sağ olasın. (Otururlar. Spiker ayak ayak üstüne atar.) İndir ayağını.

SPİKER: Efenim?

İBO: Ayağını indir dedim.

SPİKER: Aaaa! Tabi koskoca padişahın huzurunda ayak ayak üstüne atılır mı?

İBO: Hayır.

SPİKER: Ya!

İBO: Halkın huzurunda ayak ayak üstüne atılmaz.

SPİKER: Ben TRT de ayak ayak üstüne atmayan spiker görmedim de onları taklit ediyorum.

İBO: Biz ki cihan padişahıydık. Tahtımızda bile halkın karşısında ayak ayak üzerine atmadık. Bu ne biçim oturuştur?

SPİKER: Biz o devirlere yetişemedik. Padişah görmediğimiz içinde işte eyle attık.

İBO: Nasıl padişah görmediniz? Siz devlet tiyatrosuna gitmez misiniz?

SPİKER: Evet.

İBO: sahneden padişahın biri iniyo, biri biniyo maşalllah. Anlat bakalım şimdi beni buraya niye çağırdınız?

SPİKER: Efenim çok ilginç bir kişiliğiniz var.

İBO: Nasıl ilginç?

SPİKER: Yani çok renkli bir yaşantınız varmış. ( Eliyle hostese deli işareti yapar. Hostes güler. Padişah sinirli şekilde hostese bakar. Hostes korkar susar.)

İBO: Bu ne biçim renktir ki cimcimeleri güldürür?

SPİKER: Tarih kitapları sizden boncuklu deli İbrahim diye söz ediyor.

İBO: Boncuklu deli İbrahim diye anılmak içün neler yapmışım?

SPİKER: Üüüüüüüf! Neler yapmamışsınız ki sultanım? Söyliycem ama kızmak yok. Çünkü ben tarihin sesiyim.

İBO: Öyle tarihin böyle sesi olur. Konuş.

SPİKER: Efenim sarayınızın bahçesindeki havuza cariyelerinizi doldurup, onları seyredermişsiniz. ( Hostes güler)

İBO:Evet ne var bunda?

SPİKER: BU şimdi normal bi durum mu oluyo?

İBO: Siz Hilton Otelinin havuzuna gitmiyor musunuz?

SPİKER: O başka.

İBO: Tatil köylerinde elalemin karısını kızını seyretmiyor musunuz?

SPİKER: O daha başka.

İBO: Rumen balelerini, İngiliz balelerini, Macar cimnastikçilerini seyretmiyor musunuz?

SPİKER: O bambaşka.

İBO: Siz yapınca temiz hava, bol gıda, sağlıklı yaşam da biz yapınca mı delilik? Yıkıl kafir!

SPİKER: Ama yalnız seyretmekle kalmayıp, balıklara yem atar gibi onlara para da atıyormuşsunuz.

İBO: Siz gazinolara tavernalara gitmiyor musunuz?

SPİKER: Evet.

İBO: Orada dansözleri marul demeti gibi masaların üzerine çıkartmıyor musunuz? Sonra da tövbe estağfurullah, donlarına memeliklerine kumbaraya para tıkar gibi para doldurmuyor musunuz? Siz yapınca çağdaşlık, uygarlık da biz yapınca mı delilik? Yıkıl mel’un!

SPİKER: Peki sakalınıza boncuk dizdirdiğinizde mi yalan?

İBO: Külliyen!

SPİKER: Yaaa!

İBO: Sakal bu sakal berber kapsı mı deve yelesi mi? Fakat muhterem valideciğimin nazar deymesün deyü bir boncuk taktığı doğrudur. Valide korkusu. Valideye saygımızdan çıkaramadık taktık. Ya siz?

SPİKER: Biz boncuk takmayız.

İBO: Doğru siz boncuk takmazsınız. Siz gravatınıza inci takarsınız, siz ayakkabınıza bile toka takarsınız. Siz erkeklerin yüz karaları tek kulağınıza küpe takarsınız, tek taş yüzükler, künyeler, zincirler, pırlanta saatler takarsınız. Boynunuzda at nalı gibi madalyonlarla çıngıraklı develer gibi dolaşırsınız. Siz yapınca estetik güzellik de biz yapınca mı delilik? Yıkıl ya iblis.......İbrahim’in cinlerini toplama tepesine.

SPİKER: Tarih kitapları bi de sizden deli diye söz ediyo. ( Kızar ayağa kalkar.)

İBO: Evet, devam et.

SPİKER: Çeşit çeşit macunlar türlü türlü hocalar. Ondan sonra da gerdek üstüne gerdek. Bu ne bu? ( Padişah derin nefes alır)

İBO: İşte hayatım.

SPİKER: Yaaa.

İBO: Ama anlatayım da dinle. Biz 16 kardeştik. 7’si hatun kişiydi. Er kişilerin bi kısmı Allah’ın emriyle terk-i dünya ettiler. Bi kısmı abim 4. Murat’ın emriyle. 4. Murat kimdir bilir misin?

SPİKER: Evet. Cihan Ünal. Hani attan düştü.

İBO: Bir padişah attan düşmez.

SPİKER: Ama bu düştü.

İBO: Bir padişah düşse düşse tahttan düşer. Abim 4. Murat’ın emriyle kardeşlerimi kestiler. Sizlerin beş dakika elektiriği kesilse deliye dönüyorsunuz. Ya ben neye döneyim. Her an sıra bana gelmekte deyü cellat beklemekteyim. Taktir edersiniz ki cellat beklemek otobüs beklemekten, maaş beklemekten daha zordur. Aklım yerinden oynamış ben benden geçmişim. O esnada abim 4. Murat hakkın rahmetine kavuşmuş. Ailede tek erkek evlat ben kaldığım için apar topar tahta beni çıkardılar. Çıkarır çıkarmaz da bir erkek evlat deyü tutturdular. Bir erkek evlat vermedin mi hanedan yatıyor, devlet batıyor. ben benden geçmişim. ben bitmişim. ben erimişim. bende iş yok. Vaaaaah! Valideciğim vaaaaah! Sarayda bu dedikodu yayılır yayılmaz hormon tedavileri, vitamin kürleri, sultan şerbetleri, kuvvet macunları, amber hapları derken biz kendimize geldik. Geldik gelmesine de durabilirsen dur artık. Otomatik topa dönmüşüm. Uçana atmaktayım, kaçana atmaktayım, kımıldayana ateş etmekteyim. ( Hostese doğru yürür.) Kırpma gözlerini kırpma. Adamı günaha sokma.

SPİKER: Kırpma kızım atış menzilindesin.

İBO: Aslında ateşkes istiyorum, eriyorum, bitiyorum. Durmak istiyorum, duramıyorum. Enflasyon gibi inmek bilmiyor hırsım. O hırsla üç tane erkek evladım oldu. Üçü de tahta çıktı. Şimdi anladın mı bizimki ne zamparalıktı, ne delilik. Bizimki devlet hizmetiydi devlet. Yani anlıycan resmi muamele. Şimdi gelelim size. ( İbo yerine oturur. Spiker saatine bakar)

SPİKER: Allah saatimiz doldu.

İBO: Gel kaçma gel onu sormıycam. Bu konudaki başarınız nüfus patlamasından belli. Benim İstanbullu hemşehrilerime iki çift lafım var. Onu söylemeden gitmiycem. Teessüf ederim size hemşehriler. Aşk olsun yahu! 300 senedir bu şehr-i İstanbul’dan ne deliler geldi geçti. Niceleri gelip geçmekteyken nerdeyse her metrekareye bir tam deli isabet etmekteyken deli diye beni seçmeniz neden? Nasıl sitem edeyim size? Bir deli ben miyim bu bana reva-yı hak mıdır? Bu vefa mıdır ey İstanbullular? Oğlum Mustafa yık şu İstanbul’u. Kaz böğrünü taş taş üstünde koma haktır bu İstanbula. Esas deli amcam 1. Mustafa’ydı. Adam gerçek deli olduğu için iki defa tahttan indirildi. Ama aç tarih kitaplarını bak. Allah Allah o anlı şanlı 1. Mustafa ben boncuklu deli İbrahim. Bir bunu bilmek bile delirmek için yeter.

SPİKER: Ama koskoca tarih.....

İBO: Ne tarihi be. Tarih mi yazıyorsunuz siz. Sizin yazdığınız kil ü kal, dedi kodu muzur neşriyat. Oğlum Halil Çetin ton ton çocuğum. Yörük çocuğum. Sen veletleri muzur neşriyattan kurtarmayı bırak. Bizi kurtar bizi. Tanrı cümlemizi beni ve bilhassa seni bu tarihçilerin şerrinden korusun yavrum. Amin.

( Anlatıcı sahneye girer.)

ANLATICI: Sultan boncuklu deli İbrahim. Ziyaretçin var oğlum.

İBO: Valide sultandır. Jenefer Lopez’in kasetini getirecekti.

 

 

 

 

 

MARKETTE

OYUNCU KADROSU:

 

  1. Müşteri (kız)
  2. Kasiyer (erkek)
  3. Müdür (erkek)
  4. I.Hemşire (kız)
  5. II.Hemşire (kız)

 

DEKOR:Olay markette geçmektedir.Market dekoru için raflar, malzemeler ve kasa.

 

(Oyun müşterinin kasaya doğru ilerlemesiyle başlar. Kasiyer masanın başındadır.)

 

Müşteri:_Sizden şikayetçiyim efendim.

Kasiyer:_İyi günler demek istediniz herhalde hanımefendi.

Müşteri:_Hiç de öyle demek istemedim.Hani bu yumurtalar çift sarılıydı?

Kasiyer:_Tek sarılı mı çıktı hanımefendi?

Müşteri:_Madem bu yumurtalar tek sarılıydı niye üzerine çift sarılı diye yazıyorsunuz?

Kasiyer:_Olabilir hanımefendi bazen tek sarılı çıkar, bazen çift sarılı. Gayet normal.

Müşteri:_Normal değil efendim Üzerine çift sarılı yazdığınıza göre çift sarılı çıkmalıydı.Niye tek sarılı çıkıyo beyefendi?

Kasiyer:_Ne bileyim hanfendi ben çıkarmıyorum ya yumurtaları. İsterseniz bu konuyu müdür beyle görüşün.

Müşteri:_Yumurtaları müdürünüz mü çıkarıyo?

Kasiyer:_Dalga geçmeyin hanımefendi.

Müşteri:_Ben müdürünüzle görüşmek istemiyorum. Ben çift sarılı yumurta istiyorum.

Kasiyer:_Aaa anladım. Siz tavuk hanımla görüşmek istiyorsunuz. Durun bekleyin hemen cebini vereyim size.

Müşteri:_Lütfen beyefendi bunda dalga geçilecek bir şey göremiyorum.

            (O sırada müdür gelir.)

Müdür:_Ne o Semih bir sorun mu var?

Kasiyer:_Hanımefendi yumurtaların tek sarılı çıkmasından şikayetçi Müdür bey.

Müdür:_Hepsi mi hanımefendi?

Müşteri:_Evet hepsi.

Müdür:_Semih yumurtaları geri alalım. Parasını iade edelim

Kasiyer:_Ama bu yumurtalar kırılmış geri alamayız ki…

Müşteri:_Evet evet yumurtalarınız hem tek sarılı hem de kırılıyor beyefendi.

Kasiyer:_Japonlar kırılmayan yumurta icat etmediler. İcat edilirse söyleriz sizin için getirirler.

Müşteri:_Ben bilinçli bir tüketiciyim üzerine çift sarılı yazarak beni kandıramazsınız.

Kasiyer:_Bakın kendiniz söylediniz. Çift sarılıdır diye yazdık, kırılmaz diye yazmadık.

Müşteri:_Kırılmayan yumurta olur mu beyefendi. Hem hem ben buradan hıyar da almıştım, hıyarınızdan da şikayetçiyim. buradan aldığımda 10 santimdi, eve gidinceye kadar 15 santim oldular. Hıyarlarınız hormonlu.

Müdür:_Ne güzel işte, kazançlısınız.10 santim almışsınız, 15 santim olmuş.

Müşteri:_Hormonlu diyorum hormonlu. Bana hormonlu yiyecek satamazsınız.Hem Erman Toroğlu ne demişti: Hormonlu yiyecekler insanı şöyle böyle yapıyormuş.

Kasiyer:_Müdür bey bayan geldiğinde boyu 1.60’tı ama şu an görüyorsunuz 1.75 olmuş.

Müşteri:_Siz bana hıyar mı demek istiyorsunuz? Ben hormonlu yiyecek yiyip şöyle böyle olamam.

Müdür:_Şöyle böyle nasıl yani?

Kasiyer:_Sizin o yöne doğru bir eğiliminiz varsa lütfen suçu hıyarlarımıza atmayın hanımefendi.

Müşteri:_Ne yani ben şöyle böyle miyim?

Kasiyer:_Merak etmeyin hanımefendi.Biraz önce biz sizin hıyar olduğunuza dair hemfikir olmuştuk.

Müdür:_Neyse Semih bir bak bakalım bayan bizden daha neler almış. 

(Kasiyer yerine oturur. Fişi havada tutarak bakar.)

Kasiyer:_2 kilo şeftali.

            (Kadın yavaş yavaş kaşınmaya başlar.)

Müşteri:_Ben şeftaliyi tüysüz diye almıştım ama tüylü çıktı.

Kasiyer:_Alırken fark etmediniz mi hanımefendi. Kusura bakmayın gelirken sakal tıraşı olmayı unutmuşlar.

Müşteri:_Poşet içinde aldım. Ayy yeter bana şeftali demeyin artık.

Kasiyer:_2 kilo şef-ta-linizi geri alıyoruz.

Müşteri:_Ayy yeter yeter şeftali demeyin dedim.

Kasiyer:_1 adet kıvırcık marul.

Müşteri:_Kıvırcık yazıyordu ama dümdüzdü.

Kasiyer:_Ne yani buraya gelen marullara düz fön mü çekiyoruz?

Müşteri:_Aman neyse canım onu da alın.

Kasiyer:_1 adet tuvalet kağıdı.

Müşteri:_Çok sertti.

Kasiyer:_2 tane sabun.

Müşteri:_Hiç köpürmedi.

            (O sırada içeriye iki hemşire gire.)

I.Hemşire:_Bak orda markete gelmiş.

II.Hemşire:Bi daha akıl hastanesinden kaçıcak mısın?

            (İki hemşire deli gömleğini giydirmeye çalışırlar.)

Müşteri:_Ama bunun kolları çok uzun, daha kısası yok mu?

            (Kasiyer ve müdür gülerek ellerini birbirine vururlar.)

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !